Akıcılık, herkesin adını andığı ve kimsenin tanımlamadığı hedeftir. Hem öğle yemeği ısmarlayabilen için hem de sözleşme kaleme alan için kullanılır; bu yüzden öğrenenlere, nerede olurlarsa olsunlar geride kalmış hissettirir.
Kelime bilgiyi değil, pürüzsüzlüğü anlatır
Asıl anlamı akmaktır: durup yeniden başlamadan konuşmak. Bu anlamda küçük bir kelime dağarcığıyla akıcı, büyüğüyle duraksayan olabilirsiniz ve ikisi de sürekli olur. Bu yüzden iki bin kelime bilen özgüvenli biri, on bin kelime bilen temkinli birinden çoğu zaman daha akıcı görünür.
Kimse her konuda akıcı değildir
Kendi dilinizde kendi alanınızı rahatça tartışabilir, ama bir hırdavatçıda kaybolabilirsiniz. Yeterlik tek bir sayı değil, alanların biçimindedir; öğrendiğiniz her dil için de böyledir. Türdeş bir yeterlik beklemek, ana dilinizde de sahip olmadığınız bir şeyi beklemektir.
Bunun yerine ne yapabildiğinizi anlatın
«Gündelik konularda sohbet sürdürebiliyor ve çoğu filmi takip edebiliyorum» cümlesi «akıcıyım»dan daha çok şey söyler ve doğrulanabilir. Ayrıca size de daha yararlıdır: sonsuz bir hedefi, yapabildiğiniz ya da henüz yapamadığınız şeylerin listesine çevirir.
Duygu geç ve sessizce gelir
Yüksek bir seviyeye ulaşanların çoğu, akıcı hale geldikleri bir anı hiç fark etmez. Aylar sonra fark ettikleri şey, bir sohbetin geçtiği ve dili bir kez bile düşünmedikleridir. Asıl işaret budur: kolaylaşması değil, dikkatinizi istemeyi bırakmasıdır.
«Akıcı»yı hedeflemeyi bırakın. Dili kendisi için istediğiniz somut şeyleri hedefleyin; sonuç için başkaları hangi kelimeyi isterse onu kullansın.