Telefon görüşmeleri neden en zor kısımdır

Bir kafede sohbeti sürdürebiliyorsunuz, ama aynı sohbet telefonda geçtiğinde tamamen donuyorsunuz. İki durum arasında seviyeniz değişmedi. Neredeyse her şey değişti.

Bilginin yarısını kaybettiniz

Yüz yüzeyken dudakları, ifadeyi, jestleri ve durumun kendisini okursunuz. Telefonda bunların hepsi gider, üstelik ses de sıkıştırılmıştır; yani bozulmuş bir sesi, onu onaracak bağlam olmadan çözersiniz. Bu yüzden telefon, ani bir seviye düşüşü gibi hissettirir. Oysa düşen seviye değil, elde olan bilgidir.

Toparlanmaya vakit yoktur

Yüz yüze, şaşkın bir ifade karşınızdakini kendiliğinden yavaşlatır. Telefonda ise sessizlik hattın bozukluğu gibi duyulur; kimse ayar yapmaz ve baskı büyümeye devam eder. Bir yüzün sizin adınıza isteyeceği şeyi kendiniz istemelisiniz: lütfen yavaş konuşur musunuz, tekrar eder misiniz, son kısmı anlayamadım.

Görüşmeyi kâğıt üzerinde hazırlayın

Açılış cümlenizi, arama sebebinizi ve cevabına ihtiyaç duyduğunuz üç soruyu yazın. Gerekirse okuyun; kimse sizi görmüyor. Muhtemel cevapları da yazın. Telefon paniğinin yarısı, kendi sorunuzun cevabını tanıyamamaktan doğar.

Başarısızlığın bedava olduğu aramalarla başlayın

Bir dükkânı arayıp çalışma saatlerini sorun. Bir restoranı arayıp pazar günü açık mı diye sorun. Otuz saniye sürer ve çökerse hiçbir şey olmaz. Amaç, önemli bir şey için kullanmadan önce bu biçimi sıradanlaştırmaktır.

Telefon görüşmesi, konuşmanın üstüne binen ayrı bir beceridir ve aynı yolla öğrenilir: bir metin, birkaç risksiz tekrar ve size ikinci bir deneme kazandıran kalıplar.

Yukarı çık